YEREL SUÇ BABALARI/ÇETELERİ
Türkiye’de son yirmi yılda uygulanan "her ile bir
üniversite" politikası, yükseköğretimin demokratikleşmesi iddiasını taşısa
da, bu kurumların açıldığı küçük ölçekli şehirlerdeki sosyo-politik yapı, kadın
öğrenciler için yapısal şiddet risklerini de beraberinde getirmiştir. Özellikle
ailesinden uzakta, ekonomik ve sosyal koruma ağlarından yoksun bir şekilde
taşrada eğitim gören kadın öğrenciler; yerel esnaf, mülki idareciler, güvenlik
bürokrasisi ve yerel grupların oluşturduğu karmaşık bir güç matrisinin ortasında
kalabilmektedir. Tunceli’de Gülistan Doku, Van’da Rojin Kabaiş, Elazığ’da
Yeldana Kaharman ve Karabük’te Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga gibi vakalar,
bu matrisin birer sonucu olarak tartışılmaktadır. Bu rapor, söz konusu vakaları
münferit olaylar olarak değil, idari ve yerel dinamiklerin kurumsal süreçlerle
birleştiği, kadınları birer "av" olarak gören organize yapılar ve
cezasızlık kültürü ekseninde analiz etmektedir.
Küçük Şehirlerdeki Üniversitelerin Sosyo-Mekansal
Dinamikleri ve Güvenlik Açıkları
Küçük ölçekli Anadolu şehirlerinde üniversiteler, kentin
ekonomik can damarı olarak işlev görmektedir. Bu durum, "öğrenci"
kimliğini bir "müşteri" statüsüne indirgerken, özellikle kadın
öğrencileri yerel esnaf ve konaklama sektörüyle asimetrik bir ilişkiye
zorlamaktadır. Yerel güç odakları, bu ekonomik bağımlılığı kullanarak
öğrenciler üzerinde toplumsal bir denetim mekanizması kurabilmektedir. Bu
mekanizma, bir suç iddiası gündeme geldiğinde kentin imajını koruma refleksiyle
sessizlik sarmalına dönüşebilmektedir.
Yerel güç odakları ile kamu görevlileri arasındaki sıkı
bağlar, soruşturmaların tarafsızlığını bozuyor. Bu durum, şüpheli ölümlerin
üzerine "kendi canına kıydı" ya da "kaza oldu" denilerek
bir sis perdesi çekilmesine ve asıl sorumluların korunmasına zemin hazırlıyor.
Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş vakalarında gündeme gelen tanık beyanlarındaki
eksiklikler veya kamera kayıtlarına dair teknik tartışmalar, bu sosyo-mekansal
denetimin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
GÜLÜSTAN, ROJİN, YELDANA VE DİNA'YA NE OLDU?
VE DAHA DAHA BİRÇOĞUNA NE OLDU?
Gülistan Doku Davası: Altı Yıllık Süreç ve Yeni
Soruşturma Aşaması
5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası, adli süreçlerin nasıl bir düğüme dönüşebileceğinin en somut örneğidir. Olayın başından itibaren soruşturmanın büyük ölçüde "intihar" ihtimali üzerine yoğunlaşması, bugün ortaya çıkan yeni bulgular ve gözaltılar ışığında yeniden tartışmaya açılmıştır.1
