Çarşamba, Kasım 30, 2016

Kadınlar İçin Özsavunma Teknikleri



* Şiddete uğradığınızda ya da uğrama tehlikeniz bulunduğunda olayla ilgili şikayette bulunarak ve olayı ayrıntılı bir şekilde anlatarak tutanak tutturmalısınız. Tutanağı okumadan asla imzalamayınız ve imzalı bir örneğini mutlaka isteyiniz.

Perşembe, Ağustos 18, 2016

Konstantinos Kavafis - Şehir

Konstantinos Kavafis



Şehir

'Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim', dedin

'bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.

Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;

-bir ceset gibi- gömülü kalbim.

Salı, Mayıs 24, 2016

Phoolan Devi

Ezgi Aksoy

 Phoolan Devi seçim kampanyasında

Takvimler 14 Şubat 1981’i gösteriyordu. Batı dünyası kırmızı kalpler ve peluşlu hediyelerle sevgililer gününün heyecanından kendinden geçmişti. O tarihte 18 yaşında olan haydut lider Phulan Devi ve çetesi, Hindistan’ın Behmai kasabasına polis kılığında giriş yaptı. Phulan’ın gözleri intikam ateşiyle yanıyordu. Çünkü Behmai kasabasında sevgilisi Vikram Mallah’ı da öldüren Shri Ram ve Lala Ram’ın çetesinin günler süren tecavüzüne maruz kalmıştı. Behmai’de dövülmüş, aşağılanmış, taciz edilmiş, onlarca erkek tarafından defalarca tecavüz edilmiş ve rehin tutulduğu kasabadan güç bela kaçabilmişti.

Perşembe, Nisan 21, 2016

Kaybedilmiş Bir Savaş Üzerine: Svetlana Aleksiyeviç’in Nobel Edebiyat Ödülü Konuşması

Çeviren
Nigâr Hacızade

Buraya yazının ilk giriş bölümü alınmıştır.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Svetlana_Aleksiyevi%C3%A7

Sevgili dostlar,

Bu kürsüde tek başıma durmuyorum. Etrafımda sesler var, yüzlerce ses… Sesler her zaman benimle, çocukluğumdan beri.

Çocukken köyde yaşıyordum. Biz çocuklar sokakta oynamayı seviyorduk, ama akşamları, yorgun argın ninelerin -bizim orada nasıl derler- konuşlandığı banklar, mıknatıslıymış gibi bizi kendilerine çekiyordu. Hiçbirinin kocası, babası, erkek kardeşi yoktu. Savaştan sonra köyümüzde erkek olduğunu hatırlamıyorum. Savaş sırasında her dört Belarusludan biri, cephede veya partizanların yanında savaşırken öldü.

Pazar, Mart 27, 2016

Aşk ve Dans


"Birlikte her şeye gülüyorduk. Ama her şeye.
Bir gariplik olduğunun farkındaydım ama anlamlandıramıyordum.
Bir gün itiraf etti..."

Sıradan Hikayeler içinde yer alan Aşk sahnesi oyun içinde oyun anlayışına uygun olarak kurgulanmıştır.  Oyunun kendi şimdiki zamanı akıp giderken, bir yandan da birbirine aşık olan iki kadının hikayesi üzerine çalışan tiyatrocu kadınların tartışmalarını ve provalarını izleriz. 

MÜZİK olarak, Astor Piazzolla'nın - Libertango'sunu kullandık.

Buradan dinleyebilirsiniz.

(Ve elbette bizim sahnemizde buradaki gibi bir "Maço" erkek karakter yoktu :)

Ekin ve Yıldız, Aşk'ın dansını açıyor

Sıradan Hikayeler Gösteride -Fotoğraf Seçkisi

Gösteri sırası ve sonrasında çekilen fotoğraflardan seçtiklerimiz...
Fotoğraflarımızı Turhan Çulha çekti.
Afife Jale. 2014 Haziran

Başlıyor... Yıldız ve Melika

Sıradan Hikayeler Genel Provadan Fotoğraflar

Akşamki gösteri öncesi genel provamızdan seçtiklerimiz...
Fotoğraflarımızı Turhan Çulha çekti.
Afife Jale. 2014




Melika, Gül, Yıldız ve Yasemin.

Akşama Hazırlık- Sıradan Hikayeler

Akşama oyunumuz var. Afife Jale'de hazırlık yapıyoruz. Bir yandan dekorları hazırlarken ışıklarımızı da yeniden yeniden deniyoruz. Işık odasında Burcu var. Sesler ve müzik önemli orada da Pınar makinenin başında. Fotoğrafları Turhan Çulha çekti.


Çarşamba, Mart 16, 2016

Sesler, Kokular ve Hatıralar - Fotoğraf Seçkisi

Sesler, Kokular ve Hatıralar'ı sadece bir kere Afife Jale'de sergiledik. Aşağıda provalar, oyun sırası ve sonrasına ait görüntülerden seçtiklerimiz var. 
Oyun sonrası Madam Despina'ya gitmiştik. O sene Eylül ayında kaybettiğimiz suflörlüğümüzü yapan Bülent de (Akdağ) masadaydı. (sol başta). "Heyecandan kalp krizi geçirttirecektiniz bana" demişti oyun sonrası.

Öyküm Yok 2005 - Fotoğraf Seçkisi Stüdyo Drama


Öyküm Yok'un ilk sahnelenmesinden seçilmiş görüntüler. 2005 Stüdyo Drama...
Bu oyunu ilk kez 8 Mart 2005'te Eğitimsen 3 nolu şubenin salonunda sadece kadınlara oynamış, oyunun hemen arkasından bir söyleşi gerçekleştirmiştik.
Aynı yıl ilk resmi sahnelemeyi Stüdyo Drama'da yaptık.
2006 yılında bu oyunu çalışmaya devam ettik, geliştirdik... Ve bu sefer de Şişli Kültür Merkezi'nde oynadık ama o oyunumuzun video görüntüleri kayıptır. Maalesef... Üstelik bu versiyonun en iyi sahnelemesini gerçekleştirmiştik.

Deprem'de Yıldız Ayyıldız

Salı, Mart 15, 2016

Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi - Rehber


Bu kitabı okuyarak özetleyen ve gruba sunumunu yapan kişi Yıldız Ayyıldız'dır



Sözlü Tarih Nedir?
Belgelere dayanan kanıt, yaşamın çok küçük bir parçasını kaydeder. Bireylerin yaşamlarına fazla ışık tuttuğu söylenemez.

Gelecekte farklı bir toplumda  yaşayacak olan insanlar şimdiki yaşamın çeşitliliğini sadece belgeler aracılığı ile nasıl anlayabilecekler?

Sözlü kayıt olmadan, insan yaşantısının pek çok kesimi açıkça yok olur.
Şiveler, hatta diller kaybolmuştur, topluluklar da yerlerinden olup dağılabilir.

Pazartesi, Mart 14, 2016

Sıradan Hikayeler - Afiş

Bu afiş Damla Kukul tarafından hazırlandı. Mandallara asılmış olan fotoğraflar provalarımız sırasında çekilmiş olan görüntülerden seçilmiştir.



Tiyatro Eğitimi İçin Kaynaklar

 
Bu liste 2005 yılında Dilara Kahyaoğlu tarafından hazırlanmıştır. O zamandan bu zamana elbette listemiz büyüdü ama belgenin orjinalliğini bozmamak için buraya aynen aldık. 







Pazar, Mart 13, 2016

Savaş Karşıtı İlk Oyun: Lysistrata

Lysistrata, Aristofanes tarafından MÖ 411 yılında yazılmış, tek perdelik, seyirlik bir oyundur. İlk defa MÖ 411 baharında sahnelendiği düşünülen oyun, tiyatro tarihinin ilk savaş karşıtı oyunlarından birisi kabul edilir. Erkeklerinin savaştan dönmelerini beklemekten usanan kadınların savaşa son vermek için savaşa bitene kadar erkeklerle yataklarını paylaşmamak kararı almaları ile gelişen olayları konu alır.

Çevirenler: Azra Erhat - Sabahattin Eyuboğlu
  
1896 tarihli Aubrey_Beardsley illüstrasyonu

Geçmişin İzleri - Yanıbaşımızdaki Tarih İçin Bir Kılavuz



Kitabı okuyup, özetleyen ve gruba aktaran
                   Yıldız Ayyıldız (2007)

Bir özdeyiş “ Balıklar nasıl suyun içinde yüzüyorlarsa (var oluyorlarsa) insanlar da  aslında tarihin içinde yüzerler (varolurlar)” der.    Bu özdeyişi beğendiğim için sizinle paylaşmak  istedim.

Bu kitapta birinci bölümde; yerel tarihin tarihi, sosyal tarih, yerel tarih, aile tarihi: yanıbaşımızdaki tarihin kapsamı   anlatılmış. Kısaca tarihte yapılanlardan örnekler verilmiş.

İkinci bölümde;
Osmanlı İmparatorluğu’nun çok kültürlü dokusundan bahsedilmiş.
Göç öyküleri adı altında Türkiye’de yaşanan göçlerden örnekler anlatılmış.
19. yy ve sonrası tarih açısından yapılanlardan etkilenilen akımlardan söz edilmiş.  Son olarak mahalle ve küçük ölçekli birer kent ve kasabaya yönelik çalışmada işlenebilecek temalardan bir seçki sunulmuş.

Cuma, Mart 11, 2016

Kadınları Sevmek



 STELLA OVADlA 

Piyale Madra
Kadın olmak aya gidilen zamanda okuma yazma bilmemektir. Gece sokağa çıkmaktan çekinmek, laf atıldığında utanıp tersleyememek, dayak yediğinde "yine ne yaptım?" deyip kendini koruyamamaktır. Boğaz tokluğuna dünyayı doyurmak, silip süpürmek ve yeniden doyurmak, her gün ne pişireceğini düşünüp başka şey düşünemez hale gelmektir. Kadın olmak günde 24 saat hizmet verip “çalışıyor musunuz?" sorusuna cevap aramaktır. Canını dişine takıp meslek edindiğinde yine bütün ev işlerinden sorumlu tutulmak, ev kadınlığından sıyrılamamak, ne patrona ne kocaya yaranmaktır. Doğurduğu çocuğa adını verememek, erkek doğurana kadar doğurmaya mecbur olmak, doğuramadığında horlanmaktır. Kadın olmak erkeklerden az beslenmek, az sevilmek, yaşlandığında bunları sağlığıyla ödemektir. Kadın olmak insandan sayılmamak, erkeklerden 150 yıl sonra oy verebildiğinde oyunu kendi için kullanamamaktır. istediği kadar çocuk doğurmaya kalktığında "cadı" denip meydanlarda yakılmak, kovuşturulmayı göze almaktır. Bedeninden utanmak, onu tanımamak, sevmemek, yük gibi taşımaktır. Erkeklere haz ve çocuk vermek için yaratıldığına inandırılmaktır. Kadın olmak kocasının bakıcılığını, sekreterliğini, menajerliğini boğaz tokluğuna yapmayı doğal bulmaktır. Dünyayı taşıyıp seyretmek zorunda kalmaktır. Siyasal örgütlerde çalışmaya yeltense başkalarını kurtarmak için bildiri basıp çay pişirmeye razı olmaktır. Yaşamının vermek olduğunu sanıp, hayatta kalmak için türlü cambazlıklar icad etmek, bunun için ayrıca horlanmaktır. Kadın olmak her türlü gaspın prototipi olmak, adı küfürle eş tutulmaktır.

Sözlü Tarih Projesi İçin Sorular

SENDİKALI  KADIN  ÖĞRETMENLER

SÖZLÜ TARİH PROJESİ

( SÖTAK )


SORULAR


GİRİŞ

§  Adınız, doğum tarihiniz, doğum yeriniz?

§  Evli misiniz? Çocuklarınız var mı?
§  Kardeşleriniz var mı? Onlar hangi işlerle uğraşıyor?
§  Babanız ve anneniz ne işle uğraşır (dı)?
§  Anneniz ve babanızın esas memleketleri neresiydi?
§  Kaç yıldır öğretmenlik yapıyorsunuz? ( yaptınız, ne zaman emekli oldunuz? )
§  Nerelerde çalıştınız, örneğin hangi şehirlerde ve okullarda?
§  Şu anda çalıştığınız okulun adı nedir?
§  Eviniz okula yakın mı? Hangi semtte oturuyorsunuz? (uzaksa) Nasıl gidip geliyorsunuz? Arabanız var mı?
§  Eviniz kira mı? Kiraysa ne kadar veriyorsunuz? Kimlerle yaşıyorsunuz?
§  Kaç yıldır sendikalısınız? Bu sürenin kaç yılı aktif olarak çalıştınız?

Hedefler


21 Ocak 2011
Bu hedeflerden bir kısmı gerçekleşti önemli bir kısmı da gerçekleşmek üzere sırada bekliyor.

Melisa, Yıldız, Ekin ve Damla bir çalışmada